• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
Üyelik Girişi
Site Haritası
Kategoriler
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.07206.0963
Euro6.77726.8043
TARİHTE BUGÜN

Tarihte Bugün v.5.0

    • El-Kassas 88: "Allah ile beraber başka bir Tanrı bulup o'na tapma,o'ndan bakşa hiç bir tapacak yoktur. O'nun Zâtından başka her şey helâk,yani yok olucudur,fanidir,geçicidir. Hüküm o'nundur ve siz ancak o'na döndürüleceksiniz."
    • Tevbe 28: Ey iman edenler! Müşrikler,ancak bir pisliktirler;atık bu yıllardan (hicetin dokuzuncu yılından) sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar.Eğer fakirlikten korkarsanız.Allah sizi fazlından zenginleştirecektir inşallah. Gerçekten Allah Alimdir,Hâkim'dir. 
    • El-Vakıa 77: O,elbette şerfli bir Kur'an'dır. 78: Öyle ki,( Allah katında ) Levh-i Mahfuz'da saklıdır. 79: O'na ( Dış ve İç Pisliklerden ) temizlenenlarden başkası dokunamaz. 80: Alemlerin Rabb'inden indirilmedir o...
    • Bakara 115: "Mesrik de Allâh'indir, magrib de. Hangi tarafa dönerseniz, Allah'in yüzü oradadir. Çünkü Allâh Vasi'dir, Alîm'dir"
    • 8 Enfal 17: Resulüm (savaşta) onları siz öldürmediniz,fakat Allah onları öldürdü.Attığın zamanda sen atmadın,fakat Allah attı...
    • 92- Âli İmran 92: Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça,iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanıZ Allah onu bilir.
    • ARAF SURESİ AYET 146: Yeryüzünde haksız yere ululuk satanlara ayetlerimizi idrak ettirmeyeceğiz, zaten onlar, hangi delili görseler inanmazlar, doğru yolu görseler o yola gitmezler, fakat azgınlık yolunu gördüler mi hemen o yola gitmeye koyulurlar; bu da ayetlerimizi yalan saymalarından ve onlardan gaflet etmelerinden ileri gelir
    • 18 Kehf 65: "fevecedâ abden min ibâdinâ âteynâhü rahmeten min indinâ ve allemnâhü min ledünnâ ilmâ" ( Orada ) kullarımızdan bir kul buldular ki,biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.
    • 7 / A'RÂF - 179 Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir.
    • 10 / YÛNUS - 100: Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • 4 - Nisa: 79 - (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • Kehf Sûresi: 25: Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.
    • 87, Â'lâ sûresi:14-15: Elbette kurtulmuştur temizlenen, Rabb'inin adını anıp, O'na kulluk eden.

Allâh Ve İnsan

ÖNSÖZ

 
 
   İnsânlar Allah'ın bir ailesidir ve Allah'ın en sevgili kulu da Allah ailesinin en çok secdiğidir. Müslümanlıkta en önemli olan husus insanın iç temizliğidir. Bu iç temizliği o insanın kalbinin temiz  ve pak olması ve dünya hırslarından, kötülüklerinden, çevresine olan fenalıklarından, kinlerden, kıskançlıklardan vesair diğer fena huylardan kendisini arıtmış demektir.
   Bir insan hangi mevkide bulunursa bulunsun bu iç temizliğine sahip olduktan sonra, ancak Allah'ın nuru olan Nur-u Muhammedi ile içini doldurur ve ahlakı Muhammediyye ile ahlak sahibi olursa, o zaman doğru ve örnek bir insan olarak hayatını devam ettirirler. Bu sebepten insan "İrfan" denilen hakikat bilgilerini öğrenmekle geniş bir görüşe sahip olmayı gerçekleştirir. Bu hakikat bilgisinin en başta geleni insanın kendisini bilip tanıması ve bundan sonra Allah'ını bilip tanıması takibeder. İşte buna da nail olduktan sonra artık o insan kendisini yaratanın olduğu kadar, aynı zamanda toplumun istediği doğru, çalışkan, kimseye hiç bir fenalık yapmayan ve herkese ancak iyilikleri olan yararlı bir insandır.
   İşte insanlara bu iyi huyları temin eden ve onu Allah'ın ve toplumun istediği gerçek bir insan yapan "Tasavvuf" yoludur, zira bu yol Allah yoludur. Tasavvuf ehlinin azaldığı yerde taassup kuvvetlenir ve bir sam rüzgarı gibi ortalıkta eser ve çevreyi karamsar bir hava sarar, hatta kardeş kardeşi tanımaz hale getirir. Taassup bencillik iddiasındandır, kibrin içine gömülmüş, İnsanları Allah ile durmadan korkutarak, kendisini sanki bu zümreden ayrı bir yaratık sanarak diğerlerinin yaptığı hata ve günahlara yıllarca ateşte yanacaklarını anlatır.
   Buna karşılık tasavvuf, insanlarda daima Allah sevgisini çoğaltarak, onları Allah'a yaklaştırır. Tasavvuf ehli ağlasa da, gülse de sevdiği Allah'a karşı sevgisini, yani gerçek olan aşkını saf ve temiz bir kalple br aşık gibi Allah'ına iletir. İnsan işte o zaman hemen herkesi Allah'ın aziz bir mevcudiyeti gibi görür ve onun derdiyle dertlenir ve sevinciyle yüzü güler. O esasen daima güler yüzlüdür, çünkü o kadar çok çeşitli hadiseler çevresindeki insanları ümitsizliğe sevk eder ki, o ancak insanlara güler yüzü ile adeta onlara ferahlık vermek ve hiç bir zaman ümitsizliğe düşmemelerini kendi haliyle göstermek ister.
   Yukarıda kısaca belirttiğimiz hususları kapsayan kitabımız üç bölüme ayrılmıştır:
   Birinci bölümde, Allah ve Nur-u Muhammedi'nin açıklanmasından sonra, insan ve onun son mertebesi olan İnsanı Kâmil hakkında bilgi verilmiş ve bunu takiben Müşahede, İç Aydınlığı, Kendini tanıma kısımlarında insanın durum ve yükselişinin nasıl mümkün olabileceği açıklanmış ve en sonunda Ruh'dan ve Allah ile İnsanın yekdiğerine olan ilgileri hakkında Kur'an ve Hadislerle misaller verilmiştir.
   İkinci bölümde Allah'ın sevdiği seçkin ve mükemmel insanlardan örnekler verilmiştir. Bunlardan başta Şyhülekber Muhiddin Arabi olmak üzere Mevlana, Şemseddini Tebrizi, Yunus Emre, Hacı Bayramı Veli, Niyazi Mısri, Abdurrahmanı Cami, Bedreddini Simavi, Muhammed Nurül Arabi ile son devrin tasavvuf alimlerinden Hacı Maksud Efendinin hal tercümeleriyle, her birinden şiir ve nesirlerinden bazı örnekler verilmiştir.
   Üçüncü bölümde Pederimiz merhum Hacı Maksud Efendinin şimdiye kadar yayınlanmamış elimizde mevcut el yazması "Hulusi" mahlasiyle yazdığı "Hulusi Divanı" na hasredilmiştir. Böylece Allah'ın bu gibi seçkin kularının tasavvuf yönünden gerçekleri nasıl dile getirdikleri kendi eserleri ve terennümatiyleirfan ehline gösterilmiştir.
   Bu naçiz eserimizle bütün dileğimiz Allah'ın en büyük mucizesi olan insanlardan bazılarının hayatlarında Tanrılarını tanıma ve ona ibadetlerinde bazı kusurlarda bulunsalar dahi onun Kur'an-ın hemen her sahifasında "Ben affediciyim ve merhamet sahibiyim" sözlerini daima düşünerek hiç bir zaman ümitsizliğe düşmemelerini, yine bir kısım insanlarında Tanrısının hoşuna gitmeyen hallerde bulunarak, bazı kusurular şlediklerini kabul edip, kötü hallerini tekrarlamamak şartiyle yine Allah'ın iyi bir kulu olabileceklerini, yeterki temiz bir kalbe sahip olmalarının gerektiğini, bildirmek istedik.
 
   Bütün başarı Allah'tandır,şükür ve tazim ancak Allah'adır.
 
                                                     
                                                                                                 Mahmut Saadettin BİLGİNER
 
İstanbul, Selamiçeşme
Eylül, 1969



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret313241
Saat
Duyurular
Anket
CAMİLER ALLAH'IN EVİ MİDİR?
Takvim
Namaz Vakitleri
Her güne bir dua

Edep Ya Hû
EDEP YÂ HÛ...
 
Edep ayağa düşmüş de,
Pazar'da satılır olmuş.
Sakız olmuş dillerde,
Bilmeden söylenir olmuş.
 
Bize edepsiz diyenler,
Edebe dâvet edenler,
Edep dersi öğretenler,
Edepsizce söyler olmuş.
 
Edep yâ hû diye diye,
Ortalarda gezenlere
Sordum, edep nedir diye.
Başı önde susar olmuş.
 
Edep yâ hû nedir bilmez,
Özünü tefekkür etmez,
Tahkik ile söyleyemez,
Çün, taklîden söyler olmuş.
 
"Yahya Salih" edep yâ hû,
Edepsizlik etme yâ hû.
Uyan aç gözünü yâ hû,
Nefsin Hakk'a söver olmuş.
 
Fakirullahmelâmî
 
Edep: Güzel ahlak, hayâ.
Pazar: Alışveriş yeri.
Edepsiz: Kötü ahlaklı, hayâsız.
Dâvet: Çağırma, ziyafet, duâ.
Öz: Asıl, kendi, kendisi, iç âlemi.
Tefekkür: Düşünmek, fikri harekete geçirmek.
Tahkik: Doğru olup olmadığını araştırmak, yanlışlığı meydana çıkarmak, icelemek, iç yüz.
Çün: Zirâ, çünki, mâdem ki.
Taklid: Benzetmeye ve benzemeye çalışmak, benzerini yapmak.
Nefs: Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zâtı olan kendisi.
Hakk: Doğru, gerçek.
Hu: "O" Mânâsında gösterme zamiri.
 
Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim. "Insanlar! "Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öye mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

"Ashabim!

"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.

"Ashabim!

"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

"Ashabim!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.

"Ey insanlar!

"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Ehl-i Beyt'imdir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir.

"Ey insanlar!

"Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir. "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz. "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz: Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz. Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hirsizlik yapmayacaksiniiz.. "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.

"Insanlar!

"Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?" Saheb-i Kiram birden söyle dediler: "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!"

 Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu: "Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"!!!