• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
Üyelik Girişi
Site Haritası
Kategoriler
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 32° 23°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68495.7077
Euro6.28036.3054
TARİHTE BUGÜN

Tarihte Bugün v.5.0

    • El-Kassas 88: "Allah ile beraber başka bir Tanrı bulup o'na tapma,o'ndan bakşa hiç bir tapacak yoktur. O'nun Zâtından başka her şey helâk,yani yok olucudur,fanidir,geçicidir. Hüküm o'nundur ve siz ancak o'na döndürüleceksiniz."
    • Tevbe 28: Ey iman edenler! Müşrikler,ancak bir pisliktirler;atık bu yıllardan (hicetin dokuzuncu yılından) sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar.Eğer fakirlikten korkarsanız.Allah sizi fazlından zenginleştirecektir inşallah. Gerçekten Allah Alimdir,Hâkim'dir. 
    • El-Vakıa 77: O,elbette şerfli bir Kur'an'dır. 78: Öyle ki,( Allah katında ) Levh-i Mahfuz'da saklıdır. 79: O'na ( Dış ve İç Pisliklerden ) temizlenenlarden başkası dokunamaz. 80: Alemlerin Rabb'inden indirilmedir o...
    • Bakara 115: "Mesrik de Allâh'indir, magrib de. Hangi tarafa dönerseniz, Allah'in yüzü oradadir. Çünkü Allâh Vasi'dir, Alîm'dir"
    • 8 Enfal 17: Resulüm (savaşta) onları siz öldürmediniz,fakat Allah onları öldürdü.Attığın zamanda sen atmadın,fakat Allah attı...
    • 92- Âli İmran 92: Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça,iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanıZ Allah onu bilir.
    • ARAF SURESİ AYET 146: Yeryüzünde haksız yere ululuk satanlara ayetlerimizi idrak ettirmeyeceğiz, zaten onlar, hangi delili görseler inanmazlar, doğru yolu görseler o yola gitmezler, fakat azgınlık yolunu gördüler mi hemen o yola gitmeye koyulurlar; bu da ayetlerimizi yalan saymalarından ve onlardan gaflet etmelerinden ileri gelir
    • 18 Kehf 65: "fevecedâ abden min ibâdinâ âteynâhü rahmeten min indinâ ve allemnâhü min ledünnâ ilmâ" ( Orada ) kullarımızdan bir kul buldular ki,biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.
    • 7 / A'RÂF - 179 Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir.
    • 10 / YÛNUS - 100: Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • 4 - Nisa: 79 - (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • Kehf Sûresi: 25: Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.
    • 87, Â'lâ sûresi:14-15: Elbette kurtulmuştur temizlenen, Rabb'inin adını anıp, O'na kulluk eden.

ZİKİRLER VE NÛRİ ZİKRULLÂH

                                                 ZİKİRLER VE NÛRİ ZİKRULLÂH 

Bilindiği üzere zikir, Allah'ı anmak demektir. Acaba biz insanlar Allah'ın güzel isimlerini anmakla, çokça tekrar etmekle, Allah'ı mı zikretmiş olduk, yoksa isimlerini mi? Tabii ki aklını kullanan insanlar hemen, Allah'ın güzel isimlerini andığını söyler. Allah'ın güzel isimlerini anmakla Allah'ı anmış olmayız. Allah'ı gerçek manada zikretmek, Nûr-i zikrullah ile olur. Allah dostlarından Hasan fehmi Tezdoğan Efendi hazretleri şöyle diyor. 

Zikrin olsun zikrullah, 
Fikrin olsun fikrullah, 
Hubbun olsun hubbullah, 
Hiç kalmasın gayrullah. 

Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi hazretleri bizlere, nûri-- zikrullahı bu beyitinde işaret etmektedir. Zkirlerimiz, nûr-i zikrullah olacak ki, Allah'ı hakiki manada zikretmiş olalım. Peki nedir nûr-i zikrullah. Nasıl bulalım da nûr-i zikrullahı zikredelim? Nûr-i zikrullah kelâmsızdır. Yani bîhuruf olan zikirdir. Bu zikirde Yüce Allah'ın doksan dokuz ismini söylemek yok. Nûr-i zikrullah, kâlp ile yapılan bir zikir türüdür. Nûr-i zikrullahı yazılı kitaptan alamazsın, arasan da bulamazsın. Onu canı olmayan, ölü kitaptan değil, ancak ve ancak kitab-ı natık'tan, yani canlı kitaptan alabilirsin. Canlı kitap da bir Mürşid-i Kâmil'dir. Bakınız canlar, yine Allah dostlarından bir zat olan Zeynep Arıcan hanımefendi hazretleri bir beyitinde ne diyor! 

Zikreden benim derdim, 
Dedikçe arttı derdim, 
Ne zaman canım verdim, 
Ayan oldu zikrullah, 
Lâ ilâhe illallah. 

Bu, Allah dostu hanımefendi Zeynep Arıcan hazretleri. Nûr-i zikrullahı yapmak için canından geçip ölmekle olacağını dile getiriyor. İnsan, öldüğü zaman zikredebilirmiş ki, nûr-i zikrullah ayan olsun. Zikir Allah'a açılan kapıdır demiştik. Allah, nûr-i zikrullah ile kuluna görünür ve kulu ile konuşur... Sevgili kardeşlerim şimdi hepimiz biraz durup düşünelim. Ve kendimize şu soruyu soralım! Ben; yıllarca zikrettiğim halde Allahü Teala bana ayan olmadı, olmuyor. Acaba ben gerçekten zikretmyor da sadece zikrettiğimi mi zannediyorum. Demek ki, ben zikretmemişim ki, Allah bana ayan olmuyor. Eğer Allah'ı gerçek manada zikretseydim Allah bana ayan olurdu. O zaman nasıl zikretmem gekeriyor ki, Allah bana ayan olsun? Bunun için yapmak gereken tek şey, çok zikirlerden bir zikre geçmek lâzımdır düşüncesini aklımıza koyalım ve nûr-i zikrullahı arayıp bulalım ve Allahü Teala bizlere de âyan olsun. Ama bu kolay değil. Nûr-i zikrullahı almaksa hiç kolay değil kardeşlerim. Neden kolay değil diyorum? Çünkü, nûr-i zikrullahı almak, en sevdiğin şeyleri vermekle olur sevgili can sultanlarım. Bunu hepimiz böyle bilelim ve aklımızdan çıkarmayalım. 

Peki, şimdi söyleyin bakalım. insanın en sevdiği şey ne olabilir sizce? Acaba insanın en sevdiği şey malı-mülkü, parası, arsası, varsa hayvanları mı? Ya da yatları, katları mı, ne dersiniz? Cevap vermeden evvel biraz düşünün, sonra cevabını kendinize verin. Allahü Teala; Kur'an'ı Kerim'inde şöyle buyuruyor! 

92- Âli İmran 92: "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir". 

Bizlerin, Allah yolunda bir tek harcayacağımız şey! Canımızdır. İnsanın canından daha çok sevdiği nedir ve var mıdır? Aklı olan ne der? Tabii ki yok der. Demek ki, nûr-i zikrullahı almak için dünya servetine gerek yok. Zaten bütün malını- mülkünü, servetini versen bile, nûr-i zikrullahı alamaz, servetinden de olursun maâzallah. Gerçek Mürşid-i Kâmil olan erler, nûr-i zikrullahı vermek karşılığında, insandan servetlerini vermelerini istemezler! İstedikleri tek şey, sadece ve sadece ver canını al nûr-i zikrullahı derler. Nûr-i zikrullah, insanı Hakk'a ulaştırır ve kişiyi Hakk'da Hakk ile zikrettirmeye başlar sevgili can sultanlarım, bunu her kes böyle bilsin ve aklından çıkarmasın. Allah dostlarından Niyazî-i Mısrî Hazretleri, bir beyitinde şöyle diyor bizlere! 

Mürşid gerektir bildire, 
Hakk'ı sana Hakkel yakiyn. 
Mürşîd'i olmayanların, 
Bildikleri güman imiş. 

Her mürşîd'e dil verme kim, 
Yolunu sarpa uğratır. 
Mürşîd'i kâmil olanın, 
Gayet yolu asan imiş. 

Ey benim gözlerimin nurları olan sevgili derviş kardeşlerim. Hakk mürşid olan erenler, ihvanlarını nûr-i zikrullah ile Hakk'a ulaştırırlar. Nûr-i zikrullah ile abdest aldırırlar ihvanlarına ve onlara daimî namazı kıldırırlar. Zikr-i daim ile Salat-ı daimîyi devam ettirirler zahiri ibadetleriyle beraber olarak. Onlar ahkam-ı şeriyyenin emri olan zahir ibadetlerinin tümünü ellerinden geldiğince devam ettirirler. Namazlarını kılarlar, oruçlarını tutarlar, zekâtlarını verirler, hac ve diğer ibadetlerini yapmaya çalışırlar. Sevgili bacım sultanlar, can sultanlar, bakınız. Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi hazretleri bir ilahisinde, kâlbî zikir olan nûri zikrullahı ne de güzel açıklıyor biz ihvanlarına. Şöyle sesleniyor o mübarek zât-ı muhterem! 

Abdest alan su ile onun dışı pâk olur 
Kâlbî zikir olursa onun içi pâk olur 

Bir odanın içinde bir spürge olmazsa 
Ona giren bir kişi bir daha girmez olur 

Bir bardağın üstüne yaldız cilâ verseler 
Necis olsa içinde suyu içilmez olur 

Pis sarayın içinde reîs-i cumhûr oturmaz 
Sultan sarayı denen içi dışı pâk olur 

Tefekkürle Tanrı'yı bir saat zikreylesen 
Yetmiş sene ibâdet etmeden efdal olur 

Cehrî kavlile değil Tanrı'yı zikreylemek 
Mü'min'in kalbinde ol bîhurûf devrân olur 

FEHMİ, zikr-i Hakk'ı sen sanma öyle bulunur 
Ol bir Pîr'den mü'min'in kâlbine ilkâ olur 

Evet sevgili can kardeşlerim, güzel dervişler. Demek ki, cehrî zikir ile yani çok olan zikirlerle, sadece ve sadece dışımızı pak edebiliriz. O'nu da yapabilirsek. İçimizi pak edecek olan zikir, kâlbî zkirmiş. Yani nûr-i zikrullah imiş. Değerli ihvan kardeşlerim, kâlbî zikir süpürgedir ve kâlpte olan, Allah'tan gayrı varlıkları süpürür atar. Ey banim can sultanlarım, sohbetimizi Allah dostu hanımlardan Annemiz Zeynep Arıcan hanımefendi hazretlerinin bir ilâhîsi ile noktalarken, Allahü Teala'dan cümle ihvanımızı nûr-i zikrullahtan ayırmamasını ve zikrimizin son nefeslerimize kadar daim olmasını, bizleri yaradan Yüce Rabbim'den aşk-ı niyaz ederim. Hûû... 

Masivadan sıyrıldık Hakk'a âşık olalı, 
Kavrulup pişmekteyiz aşk oduyla dolalı. 

Hakikât güneşiyle aydınlandı gönlümüz, 
Nûra gark olduk şükür Ol nurdan feyz alalı. 

Kurban eyleyip canı Tevhid ile bezendik, 
Zikrile safâ bulduk Hakk yolunda öleli. 

Lâ fâile illallah deyip çıktık aradan, 
İşlenen her fiili Hakk'dan bildik bileli. 

Lâ mevsufe illallah sırrına mazhar olduk, 
Sıfat ayinesinden zata hayran kalalı. 

Verdik varlığı Hakk'a Selâmete eriştik, 
Yaradılan her şeyde Yaradanı bulalı. 

Huzûr-u Hakk'a durduk İfnâyı vücûd edip, 
Ebedî miraçdayız Hakk'la namaz kılalı. 

"Men arefe nefse hû fakat arefe Rabbe" 
Sıırına erdi "Zeynep", Hû bahrine dalalı. 

Cümle can kardeşlerimize, ihvanlarımıza, cümle dervişana ve cümle mü'mîn ve mü'mîne kardeşlerime sonsuz saygılarımla. Cümleniz Allah'a emanet olunuz inşâallah.

Yahya Salih Altındağ (Fakîrullâhmelâmî). 
İstanbul. 
12/01/2011/Çarşamba. 
 

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret315509
Saat
Duyurular
Anket
CAMİLER ALLAH'IN EVİ MİDİR?
Takvim
Namaz Vakitleri
Her güne bir dua

Edep Ya Hû
EDEP YÂ HÛ...
 
Edep ayağa düşmüş de,
Pazar'da satılır olmuş.
Sakız olmuş dillerde,
Bilmeden söylenir olmuş.
 
Bize edepsiz diyenler,
Edebe dâvet edenler,
Edep dersi öğretenler,
Edepsizce söyler olmuş.
 
Edep yâ hû diye diye,
Ortalarda gezenlere
Sordum, edep nedir diye.
Başı önde susar olmuş.
 
Edep yâ hû nedir bilmez,
Özünü tefekkür etmez,
Tahkik ile söyleyemez,
Çün, taklîden söyler olmuş.
 
"Yahya Salih" edep yâ hû,
Edepsizlik etme yâ hû.
Uyan aç gözünü yâ hû,
Nefsin Hakk'a söver olmuş.
 
Fakirullahmelâmî
 
Edep: Güzel ahlak, hayâ.
Pazar: Alışveriş yeri.
Edepsiz: Kötü ahlaklı, hayâsız.
Dâvet: Çağırma, ziyafet, duâ.
Öz: Asıl, kendi, kendisi, iç âlemi.
Tefekkür: Düşünmek, fikri harekete geçirmek.
Tahkik: Doğru olup olmadığını araştırmak, yanlışlığı meydana çıkarmak, icelemek, iç yüz.
Çün: Zirâ, çünki, mâdem ki.
Taklid: Benzetmeye ve benzemeye çalışmak, benzerini yapmak.
Nefs: Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zâtı olan kendisi.
Hakk: Doğru, gerçek.
Hu: "O" Mânâsında gösterme zamiri.
 
Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim. "Insanlar! "Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öye mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

"Ashabim!

"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.

"Ashabim!

"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

"Ashabim!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.

"Ey insanlar!

"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Ehl-i Beyt'imdir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir.

"Ey insanlar!

"Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir. "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz. "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz: Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz. Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hirsizlik yapmayacaksiniiz.. "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.

"Insanlar!

"Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?" Saheb-i Kiram birden söyle dediler: "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!"

 Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu: "Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"!!!