• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
Üyelik Girişi
Site Haritası
Kategoriler
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.06146.0857
Euro6.78166.8088
TARİHTE BUGÜN

Tarihte Bugün v.5.0

    • El-Kassas 88: "Allah ile beraber başka bir Tanrı bulup o'na tapma,o'ndan bakşa hiç bir tapacak yoktur. O'nun Zâtından başka her şey helâk,yani yok olucudur,fanidir,geçicidir. Hüküm o'nundur ve siz ancak o'na döndürüleceksiniz."
    • Tevbe 28: Ey iman edenler! Müşrikler,ancak bir pisliktirler;atık bu yıllardan (hicetin dokuzuncu yılından) sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar.Eğer fakirlikten korkarsanız.Allah sizi fazlından zenginleştirecektir inşallah. Gerçekten Allah Alimdir,Hâkim'dir. 
    • El-Vakıa 77: O,elbette şerfli bir Kur'an'dır. 78: Öyle ki,( Allah katında ) Levh-i Mahfuz'da saklıdır. 79: O'na ( Dış ve İç Pisliklerden ) temizlenenlarden başkası dokunamaz. 80: Alemlerin Rabb'inden indirilmedir o...
    • Bakara 115: "Mesrik de Allâh'indir, magrib de. Hangi tarafa dönerseniz, Allah'in yüzü oradadir. Çünkü Allâh Vasi'dir, Alîm'dir"
    • 8 Enfal 17: Resulüm (savaşta) onları siz öldürmediniz,fakat Allah onları öldürdü.Attığın zamanda sen atmadın,fakat Allah attı...
    • 92- Âli İmran 92: Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça,iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanıZ Allah onu bilir.
    • ARAF SURESİ AYET 146: Yeryüzünde haksız yere ululuk satanlara ayetlerimizi idrak ettirmeyeceğiz, zaten onlar, hangi delili görseler inanmazlar, doğru yolu görseler o yola gitmezler, fakat azgınlık yolunu gördüler mi hemen o yola gitmeye koyulurlar; bu da ayetlerimizi yalan saymalarından ve onlardan gaflet etmelerinden ileri gelir
    • 18 Kehf 65: "fevecedâ abden min ibâdinâ âteynâhü rahmeten min indinâ ve allemnâhü min ledünnâ ilmâ" ( Orada ) kullarımızdan bir kul buldular ki,biz ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.
    • 7 / A'RÂF - 179 Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendilerdir.
    • 10 / YÛNUS - 100: Allah'ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • 4 - Nisa: 79 - (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak da Allah yeter.
    • 8-ENFAL: 22 - Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.
    • Kehf Sûresi: 25: Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.
    • 87, Â'lâ sûresi:14-15: Elbette kurtulmuştur temizlenen, Rabb'inin adını anıp, O'na kulluk eden.
İBADET
       İbadet üç kısma ayrılmıştır. 

       1: İbadet 

       2: Ubudiyet 

       3: Ubudet 

       İbadet: Avam işidir.Onlar ibadeti cehennem azabından korunmak ve cennete girebilmek için yaparlar. Bu düşünce ile yapılan ibadet sahiplerine avam denir. İsterse şeriat sahibi olsun,İsterse Kur'an'ın Arapçasını ezberinden okusun onlar yine avamdır.Çünkü onların maksatlarında cehennemden korku,cennete girme iştiyakı vardır,ibadeti de bunun için yaparlar. Onun için böyle maksatlı yapılana ibadet,sahiplerine de avam denir. Böyle ibadetler sakat ibadettir. Hani bir insan hastalıklı, marazlı olur, böyle biri sağlam bütün bir insan gibi olabilir mi? Muhakkak ki olamaz. 

       İkincisi Ubudiyet dir. Bu İbadet sahipleri de ibadetlerini Allah rızası için yaparlar. Bu ibadet sahiplerine Ebrar denir. Ebrar kimdir ? Bunlar ehli tarik dediğimiz Tarikat ehlidir. Bunlara ibadeti ne için yapıyorsun dediğin zaman, cennet için demez, Allah rızası için yapıyorum der, ama Allah'ı kendinden ayrı bir yerde düşünür, yani Allah ayrı kendisi ayrı. İşte böyle yapılan ibadete Ubudiyeti sahiplerine de Ebrar denir. 

       Hatta bu hususta bir hadisi şerif vardır. ( Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrebin ) "Ebrarların işledikleri sevap mukarrebler yanında günahtır." Peki Mukarrebler kimlerdir ? Mukarrebler Allah'a Zülkarneyn gibi iki cihetle yakın olanlardır ki, bunlar ibadetlerini Hak'tan alırlar Hak ile Hakk'a yaparlar. Abid, İbadet, Mabut, üçü bir olmak şartı ile yapılana Ubudet, sahiplerine de Mukarrabin deniliyor. Bunlar Allah'a iki cihetle yakın olmuşlardır. İbadeti Hak'tan alıp Hak ile Hakk'a yapan kişide bir murar bir istek olur mu? Burada Allah rızası için yapıyorum dediğin zaman bu da bir istektir. 

       İbadeti Hak'tan alıp Hak ile Hakk'a yapacağız. Burada üç türlü vasıf birleşmiş olacak. İbadet eden, ibadet ve ibadet olunan Hak olacak. Böyle olunca bir istek kalırmı,elbette kalmaz. 

        Malik Efendi'nin bir ilahisini okuyoruz.
 
        Yan ey aşık yan
        Tevhide boyan
        Bir Allah diyen
        Buldu cennetan 

       Burada Malik Efendi Hazretleri bir defa Allah diyen iki cenneti buldu diyor. Bu cennetler sekiz olmak hasebiyle dördü amel mukabilinde, dördü de irfan mukabilindedir. Amel mukabilinde olanlar ibadetçilerin, irfan mukabilinde olanlar da aşıkların cenneti olmuş oluyor. Peki bu cennetlerde neler var? İnsan niçin bu cennetleri istiyor? Kuru kuru cenneti ne yapacak? 

       Amel cennetinde yeme içme vardır. Türlü türlü meyva ağaçları ve çeşitli taamlar mevcuttur. Mısri Niyazi Efendi Hazretleri bir beyitinde şöyle buyuruyor.
 
       Eşcarda sazlar çalınır
       Dallarde meyve sallanıt
       Sen sunmadan ol bulunur
       Her emrine ferman kamu
 
       Burasına taam cenneti, yeme içme cenneti derler. Orada meyve ağaçlarında meyveler sarkmış, bir kişinin bu meyvelerden yemek iştahı yalnızca gönülden geçsin, meyveler tabak içinde o kişiye hemen geliyor. Kişinin kuş kebabı canı isterse kuşlar kebab olmuş hemen önüne geliyor. Demekki amel cennetinin mükafatı yemek içmek olmuş oluyor. 

       Fakat irfan cennetinde bu yok, ozaman Arifler aldandı.... Oranın lezzeti Cemali İlahi dir. Onlar Cemali İlahi ile lezzetleneceklerdir. Şayet kendilerine bir yemek içmek arzusu gelse amel cennetine inerler yemek ihtiyaçlarını giderirler. 

       Ayeti kerimede buyuruluyor. (Velimen hafe makame Rabbihi cennetan) "Rabbın makamından korkanlara iki cennet verilecektir."Hem amel cennetinde hem irfan cennetinde yeri olacaktır."Yani iki cenneti buldu demek istiyor. 

       Fakat biz nasıl bir defa Allah diyebiliriz? Eğer bu bir defa Allah demekse kolay. Allah demek dil ile Allah demek değildir, zevk iledir. Bütün bu kainatta devreden bir tek Allah olduğunu görmektir. Allah'tan başka bir varlık olmadığını zevk ile müşahade etmektir. 

       Demekki bütün aleme baktığımızda her zerreyi Allah'ın kapladığını gördüğümüz zaman Allah demiş sayılırız. Niyazi-i Mısri Efendi Hazretlerinin buyurduğu gibi:
 
       Her zerrede zatını ilan eylemiş 

       İşte böyle zevk eden kişilere iki cennet verilecektir. Resulullah Efendimiz hadisi şeriflerinde ( Men kale Lailahe illallah dehalel cenne ) "Kim Lailahe illallah derse cennete girer." Ama bu lafz yani söz ile değil, Lailahe illallah diyen bir kimse Allah'tan gayri bir şey görmeyecek, gözünden Masiva kalkacak, masiva nedir? Masiva gayriyettir. 

       Eşrefoğlu Hazretlerine sormuşlar Hak kandedir? 

       "Yer ile gök Allah ile dolmuş nereye baksan ondan gayri yok" buyurmuşlardır. İşte ancak böyle zevk edenler lailahe illallah demişlerdir. Yoksa dil ile Allah demeyi herkes becerebilir. Zevk ile lailahe illallah demek ancak ariflere mahsustur. Ariflerden gayrisi bunu diyemez. İşte böyle Allah diyenler iki cennetide buldu. Böyle kimselerin hem amel cennetinde hem de irfan cennetinde yeri olacaktır. 

       Biz bu alemde iki cenneti de arasak nasıl bulabiliriz?.Bir arifin hem irfaniyeti vardır, hem de ameli vardır. Amel nedir? Amel Allah'ın buyruklarını yerine getirmektir. Namaz, Oruç, Hac, Zekat ve Kelime-i Şahadet. Bunların tümü bir amelden ibarettir. 

       Peki biz bu ameldeki cenneti nasıl bulabiliriz? Eğer bu amelleri Allah'la beraber işlersek bu amellerden bir zevk hasıl olacaktır ki bu zevke Cennet denir. Ameldeki cennet ise amelden zevk almaktır. Onun için arif olan kimselerin her iki cennette yeri vardır. Onlar irfaniyetten aldığı zevki amelde de alırlar,keza amelden aldığı zevki irfaniyette bulurlar. 

       Nasıl ki irfaniyet cennetinde Cemali İlahi ile zevkiyap oluyorsan, amel cennetinde de ameli işlerken Allah'la beraber olduğunu müşahade edebilirsen bunun irfan cennetindeki zevkten hiç bir farkı kalmaz. Yeterki bir insan arifi billah olsun. Bu zevkle hemdem olan kişiler, bu alemde dahi, ahiret alemine gidip de ahiret aleminde ki cennette Rabbını müşahade etmeyi beklemez. Böyle kimseler daha bu alemde iken öbür alemdeki zevklerin her birini tatmış olacaklardır. 

       Cenabı Allah ayeti kerimesinde buyuruyor. ( Men kane fi hazihi a'ma, fehüve fil ahireti a'ma ve edallu sebila ) "Burada ama olan ahirette dahi amadır." İşte bundan dolayı Resulullah Efendimiz buyurrmuşlardır. (Eddünya mezre'atül ahire) "Dünya ahiretin tarlasıdır." Yani kazanç yeri burasıdır. Burada bir şey kazanılmadı ise o kişilerin haline öbür alemde yazıklar olsun. Bu aleme biz bunun için gönderildik. Allah'ın bizleri bu aleme getirmesi,ahiretimizi,cennetimizi,Rabbımızı ve ne türlü varlıklar var ise tümünü burada görmemiz içindir. Onun için bu aleme bir itibarla da imtihan alemi denilmiştir. Bir aşığın bu hususta şu beyitleri vardır. 

       Bekayı mülkünden eyledim teşrif
       Bu dar-ı fenaya imtihan için
       Gece ve gündüz muradım budur
       Cemal-i Pakini anlamak için 

       Muradımız gece gündüz Allah'ın mukaddes, pak olan varlığını müşahade etmektir. Hangi varlık beka mülkünden geldi? Bekayı mülk Allah'ın varlığıdır. Biz bu aleme Allah'tan geldik. 

       Allah, içinde olanları dışına verdi ki bütün bu alem zahir oldu. Bizde zahir olan bu isimleri, sıfatları anlamak için bu aleme Allah'ın butunundan geldik, yine onun butununa gideceğiz. Oraya boş elle gitmeyelim, Allah'ı burada anlayıp idrak etmeye çalışalım ki ona varmaya yüzümüz olsun.  

       Kaynak: Hasan Özlem Efendi.Arifler Gül Bahçesi. 
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
164 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret313284
Saat
Duyurular
Anket
CAMİLER ALLAH'IN EVİ MİDİR?
Takvim
Namaz Vakitleri
Her güne bir dua

Edep Ya Hû
EDEP YÂ HÛ...
 
Edep ayağa düşmüş de,
Pazar'da satılır olmuş.
Sakız olmuş dillerde,
Bilmeden söylenir olmuş.
 
Bize edepsiz diyenler,
Edebe dâvet edenler,
Edep dersi öğretenler,
Edepsizce söyler olmuş.
 
Edep yâ hû diye diye,
Ortalarda gezenlere
Sordum, edep nedir diye.
Başı önde susar olmuş.
 
Edep yâ hû nedir bilmez,
Özünü tefekkür etmez,
Tahkik ile söyleyemez,
Çün, taklîden söyler olmuş.
 
"Yahya Salih" edep yâ hû,
Edepsizlik etme yâ hû.
Uyan aç gözünü yâ hû,
Nefsin Hakk'a söver olmuş.
 
Fakirullahmelâmî
 
Edep: Güzel ahlak, hayâ.
Pazar: Alışveriş yeri.
Edepsiz: Kötü ahlaklı, hayâsız.
Dâvet: Çağırma, ziyafet, duâ.
Öz: Asıl, kendi, kendisi, iç âlemi.
Tefekkür: Düşünmek, fikri harekete geçirmek.
Tahkik: Doğru olup olmadığını araştırmak, yanlışlığı meydana çıkarmak, icelemek, iç yüz.
Çün: Zirâ, çünki, mâdem ki.
Taklid: Benzetmeye ve benzemeye çalışmak, benzerini yapmak.
Nefs: Can, kişi, kendi, öz varlık. Bir şeyin zâtı olan kendisi.
Hakk: Doğru, gerçek.
Hu: "O" Mânâsında gösterme zamiri.
 
Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim. "Insanlar! "Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öye mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

"Ashabim!

"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.

"Ashabim!

"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

"Ashabim!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.

"Ey insanlar!

"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Ehl-i Beyt'imdir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir.

"Ey insanlar!

"Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir. "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz. "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz: Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz. Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hirsizlik yapmayacaksiniiz.. "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.

"Insanlar!

"Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?" Saheb-i Kiram birden söyle dediler: "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!"

 Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu: "Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"!!!